Üyelik Girişi
Site Haritası
Kategoriler
Hava Durumu
Anlık
Yarın
28° 32° 22°
    • El-Kassas 88: "Allah ile beraber başka bir Tanrı bulup o'na tapma,o'ndan bakşa hiç bir tapacak yoktur. O'nun Zâtından başka her şey helâk,yani yok olucudur,fanidir,geçicidir. Hüküm o'nundur ve siz ancak o'na döndürüleceksiniz."
    • Tevbe 28: Ey iman edenler! Müşrikler,ancak bir pisliktirler;atık bu yıllardan (hicetin dokuzuncu yılından) sonra Mescid-i Haram'a yaklaşmasınlar.Eğer fakirlikten korkarsanız.Allah sizi fazlından zenginleştirecektir inşallah. Gerçekten Allah Alimdir,Hâkim'dir. 
    • El-Vakıa 77: O,elbette şerfli bir Kur'an'dır. 78: Öyle ki,( Allah katında ) Levh-i Mahfuz'da saklıdır. 79: O'na ( Dış ve İç Pisliklerden ) temizlenenlarden başkası dokunamaz. 80: Alemlerin Rabb'inden indirilmedir o...
    • Bakara 115: "Mesrik de Allâh'indir, magrib de. Hangi tarafa dönerseniz, Allah'in yüzü oradadir. Çünkü Allâh Vasi'dir, Alîm'dir"
    • 8 Enfal 17: Resulüm (savaşta) onları siz öldürmediniz,fakat Allah onları öldürdü.Attığın zamanda sen atmadın,fakat Allah attı...
    • 92- Âli İmran 92: Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça,iyiliğe asla erişemezsiniz. Her ne harcarsanıZ Allah onu bilir.
    • ARAF SURESİ AYET 146: Yeryüzünde haksız yere ululuk satanlara ayetlerimizi idrak ettirmeyeceğiz, zaten onlar, hangi delili görseler inanmazlar, doğru yolu görseler o yola gitmezler, fakat azgınlık yolunu gördüler mi hemen o yola gitmeye koyulurlar; bu da ayetlerimizi yalan saymalarından ve onlardan gaflet etmelerinden ileri gelir
    • 18 Kehf 65: "fevecedâ abden min ibâdinâ âteynâhü rahmeten min indinâ ve allemnâhü min ledünnâ ilmâ" ( Orada ) kullarımızdan bir kul buldular ki,biz ona katımızdan bir rahmet vermiştik ve ona katımızdan bir ilim öğretmiştik.
    • 7 / A'RÂF - 179 Andolsun ki; Biz cinn ve insanlardan bir çoğunu cehennem için yarattık. Onların kalbleri vardır; anlamazlar, gözleri vardır; görmezler, kulakları vardır; duymazlar. Onlar; hayvanlar gibidirler, hatta daha da sapıktırlar. İşte onlar; gafillerin kendilerdir.
    • 10 / YÛNUS - 100: Allah'ın izni olmadıkça hiçbir benlik iman edemez. Allah, pisliği, aklını kullanmayanlar üzerine bırakır.
    • 8-ENFAL: 22 - Çünkü yeryüzünde dolaşan canlıların Allah katında en kötüsü anlamayan ve düşünmeyen sağırlarla dilsizlerdir.
    • 4 - Nisa: 79 - (Ey insanoğlu!) sana gelen her iyilik Allah'tandır, sana ne kötülük dokunursa kendindendir. Ey Muhammed! Biz seni bütün insanlara bir elçi olarak gönderdik. Buna şahit olarak da Allah yeter.
    • 8-ENFAL: 22 - Çünkü yeryüzünde dolaşan canlıların Allah katında en kötüsü anlamayan ve düşünmeyen sağırlarla dilsizlerdir.
    • Kehf Sûresi: 25: Onlar mağaralarında üçyüz sene durdular, dokuz da ilave ettiler.
    • 87, Â'lâ sûresi:14-15: Elbette kurtulmuştur temizlenen, Rabb'inin adını anıp, O'na kulluk eden.

HASAN ÖZLEM EFENDİ

HASAN ÖZLEM EFENDİ'NİN HAYATI VE ŞAHSİYETİ
 
 
 
Hasan Özlem Efendi Hazretleri 
 
 Makedonya'nın İştip vilayetine bağlı Kiliseli (Bereketli) kasabasında 1911 yılında dünya'ya gelmiştir.
   Babası Mehmet efendi,Annesi Fatma hanımdır.
   Zamanın ve yerin şartları gereği ilk tahsilini okuma yazma öğrenecek kadar olmak üzere mahalle mektebinde yaptı,iki yıl kadar.
   Bundan sonra kitabı arkadaş edinerek,zahir ilimlerde kendisini yetiştirdi.
   Osmanlı devleti'nin parçalanıp yıkılmasından sonra oturdukları bölgede, Müslüman-Türk nüfusunun azalması ve uğranılan çeşitli eza ve cefa neticesi Anadolu'ya göç etme mecburiyeti doğdu.Yıl 1928.Göç ettiği yer, on sene süre ile oturduğu Kırklareli şehridir.
   Ebeveyinleri zamanın Melami mürşidlerinden olan Aşık Mustafa Efendi'ye intisaplı olduklarından,çocukluğu Melamet zevk ve neşesi içerisinde geçen Hasan Özlem Efendi Hazretlerinin zaman zaman Yunus Emre,Niyazi Mısri gibi bu yolun büyüklerinin ilahilerini meclislerde okuduğunu görmekteyiz.Bu hal ve tavır içerisinde Kırklareli'ne gelen Efendi Hazretleri,içindeki sonsuz iştiyak neticesi,Melamet mürşidi diye tanınan Hasan Hoca namındaki zata 1935 yılında intisap etti.Hasan Hoca'dan Tevhid-i Zat mertebesine kadar telkin gördü.
   Bilahare Şaban Efendi ismi ile tanınan bir mürşid'den Makam-ı Cem'i tahsil etti.
   Efendi hazretleri bir süre için Akhisar'a geldi ve oradan Turgutlu'ya geçti.Turgutlu'da bir sohbet esnasında sohbet'e gelenlerden bir ihvan'ın Hasan Fehmi Tezdoğan Efendi Hazretlerinin ilahilerinden birini okumasıyla,Efendi Hazretleri bunun manevi tesirinde kalarak okunan ilahinin kime ait olduğunu öğrenince,kendisini görmeyi şiddetle arzular.Bu arzu ve iştiyak neticesinde ilk görüşmeleri 1944 senesinde Akhisar'da gerçekleşir.
   Daha sonraki günlerde Efendi Hazretleri,Hasan Fehmi Tezdoğan Efendi'den kalan derslerini tamamlayarak "Hatmül Makam"olur.Bunu müteakip 1947 senesinde irşadla görevlenen Efendi Hazretleri,Efendisin emriyle bir yıl boyunca zikir telkininde bulunur.Sonra peyderpey Fena ve Beka makamlarının telkinini yapmağa başlar.
   Hasan Özlem Efendi'nin Melamet silsilesinin Pir Muhammed Nur-ül Arabi Hazretlerine dayandığı görülmektedir bu şöyledir.
   1-Hasan Özlem Efendi.
   2-Hasan Fehmi Tezdoğan Efendi.
   3-Ali Rahmi Efendi.
   4-Hacı Salih Rıfat Efendi.
   5-Pir Muhammed Nur-ül Arabi Hazretleri.
   Bu arada konuyla ilgili olmak üzere şu olayı zikredebiliriz.Efendi Hazretleri,Efendisi Hasan Fehmi Tezdoğan Hazretlerinin bulunduğu bir mecliste,Şerif dede'ye Hasan Fehi Efendi sorar;yardımcı istermisiniz? Şerif Dede Hasan Fehmi Efendi'ye cevaben,yaşlılardan Bilal aga'yı gençlerden Kiliseli Hasan'ı isterim der.
   Efendi Hazretleri 1948 yılında Hasan Fehmi Efendi Hazretleriyle kırklareli'nde sohbetlerde bulunmuş,muhabbet yapılan bir gece hazmedilemeyen bir sohbet'in neticesinde vaki şikayet üzerine,kaderin cilvesi Efendisiyle aynı oda'da bir ay süre ile mahpus tutulmuştur.
   Efendi Hazretleri Melamet zevk ve neşesini büyük bir aşk ve sorumluluk duygusu içersinde aşık ve yanık gönüllere sunmuş,Meclisine gelenleri sohbet,muhabbet ve telkinleriyle irşad etmiştir.Efendi Hazretlerinin 1974
   senesinde Hac grevini ifa ettiğini görmekteyiz.Melamet anlayışında,şeriat,tarikat,hakikat,marifet prensiplerini koruyup savunmaktadır.Meclisinde bulunanların da aynı tarzda hareket etmelerini istemektedir.
   Efendi Hazretlerinin bizzat kendisinin irşedla görevlendirdiği zat-ı muhteremler şunlardır.
   Turgutlu'da Abdürrahim Çeşmeci Efendi.
   Salhli'de Ahmed Aslan Efendi ve Demir Ali Serbest Efendi.
   Merzifon'da Ahmed Sulu Efendi.
   Kayseri'de Gazi Tekin Efendi.
   Ankara'da Zeynep Arıcan Hanımefendi.
   İskenderun'da Kemal Özkan Efendi.
   Urfa'da Nahide Yılmaz Hanımefendi.
   Kendisinin bizzat görevlendirdiklerinin dışındaki Melami büyükleri hakkındaki görüşlerini şöyle açıklıyor.Tanımadıklarımız,isimlerini ve kendilerini görmediklerimiz müstesna,bildiklerimizden bizim görüşümüzde,zevk ve meşrebimize uygun irşada görevli şu kardeşlerimizi söyleyebiliriz.
   Şekerci Halil Efendi.
   Şemsiyeci Ali Aydem Efendi.
   Hacı Sabri Soyyiğit Efendi.
   Dr.Kemal Aydın Efendi gibi muhterem zatlar.
   Hasan Özlem Efendi Hazretleri Salihli'de ikamet etmiş olup Salihli,Turgutlu,İzmir,İstanbul,Ankara,Merzifon,Kayseri,Eskişehir,İskenderun,Afyon gibi Anadolunun çeşitli bölgelerinde irşad görevinde bulunmuştur.
   Allah'u Teala himmetini cümlemizin üzerinden eksik etmesin (Amin)
   Cümlemize vermiş olduğu telkinatın zevk ve yaşantısını nasibü müyesser eylesin (Amin).
 
 

Yorumlar - Yorum Yaz


Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam118
Toplam Ziyaret203330
Saat
Radyo Fakirullahmelami

Duyurular
Anket
CAMİLER ALLAH'IN EVİ MİDİR?
Takvim
Edep Ya Hû
EDEP YÂ HÛ...
 
Edep ayağa düşmüş de,
Pazar'da satılır olmuş.
Sakız olmuş dillerde,
Bilmeden söylenir olmuş.
 
Bize edepsiz diyenler,
Edebe dâvet edenler,
Edep dersi öğretenler,
Edepsizce söyler olmuş.
 
Edep yâ hû diye diye,
Ortalarda gezenlere
Sordum, edep nedir diye.
Başı önde susar olmuş.
 
Edep yâ hû nedir bilmez,
Özünü tefekkür etmez,
Tahkik ile söyleyemez,
Çün, taklîden söyler olmuş.
 
"Yahya Salih" edep yâ hû,
Edepsizlik etme yâ hû.
Uyan aç gözünü yâ hû,
Nefsin Hakk'a söver olmuş.
 
Fakirullahmelâmî
 
Edep: Güzel ahlak, hayâ.
Pazar: Alışveriş yeri.
Edepsiz: Kötü ahlaklı, hayâsız.
Dâvet: Çağırma, ziyafet, duâ.
Öz: Asıl, kendi, kendisi, iç âlemi.
Tefekkür: Düşünmek, fikri harekete geçirmek.
Tahkik: Doğru olup olmadığını araştırmak, yanlışlığı meydana çıkarmak, icelemek, iç yüz.
Çün: Zirâ, çünki, mâdem ki.
Taklid: Benzetmeye ve benzemeye çalışmak, benzerini yapmak.
Nefs: Can, kişi, kendi, öz varlık. Bir şeyin zâtı olan kendisi.
Hakk: Doğru, gerçek.
Hu: "O" Mânâsında gösterme zamiri.